Abgelegt unter: Kitaplarim
Ich bin alt genug und habe genug Sitcoms gesehen, um zu wissen, dass ich nicht alles weiß. Ich kann dein Leben nicht für dich leben. Ich kann dich nicht einmal so beschützen, wie ich es gerne tun würde. Du musst dich der Welt stellen und dein eigenes Leben leben. Du musst der Stimme deines Herzens folgen und deine eigenen Fehler machen. Das werden ganz schön viele sein, aber jeder macht Fehler, und niemand ist perfekt. Nicht mal das Mädchen mit dem Goldhaar und den Schönheitsköniginnenaugen, das dir im Bus gegenübersitzen wird, während du dich wie ein räudiger Hund fühlst, den man in den Regen hinausgejagt hat, und nicht mal der Junge, der so ist, wie alle Jungen sein wollen, und den all Mädchen zum Freund haben möchten, und nicht mal das kleine Genie, das mit Sicherheit der nächste Bill Gates wird. Alle kennen Schmerz, Verletzung und Ablehnung, aber sie kennen auch alle Liebe, Lachen und Freude, genau wie du. Man kann aus dem Leben lernen. Also will ich dich auf die vier Dinge aufmerksam machen, die ich bis jetzt aus meinem Leben gelernt habe.
Auf die Nacht folgt der Tag.
Auf den Tod folgt das Leben.
Auch im dunkelsten Moment bist du nicht allein.
Du wirst geliebt.
Iyi günde ve kötü günde,
sahiplenmeden,
bedelsiz,
beklentisiz,
değiştirmeden,
ehlileştirmeden,
hatta kendine rağmen,
insan sevebilir mi birini?
Bazen ben de terk edip gidebilsem keşke diyorum
İçimde bir İstanbul var ondan vazgeçemiyorum.
Belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden
Yakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum içimden
Hayat bu işte;
Kanatlanıp gitmek dururken
Dört duvar içinde hap solursun
Yaşamak için bir neden ararken
Ölmek için bulursun
Söyle; taşı toprağı altın olmuş kaç yazar ?
Delik testi umutlarım, akar altından azar azar.
Söyle, neye yarar yaşamak altın bir kafeste
Bir yanım seni beklerken, diğeri bekler ölümü ağır ağır
Hayat bu işte;
Kanatlanıp gitmek dururken
Dört duvar içinde hap solursun
Yaşamak için bir neden ararken
Ölmek için bulursun
Abgelegt unter: Sessizligim
Kimi zaman bir kenara çekilmek ister insan. İzlemek, dinlenmek belki de arada bir soluk almak üzere…
Küçük çocuk heyecanı sevinciyle bakarsın keşifler yapmak istersin bu keşif çok daha keyif vericidir çünkü sınırsız yaşarsın keşiflerini. Yasakların yoktur sadece kendin karar verirsin nerede durman gerektiğine ya da ne zaman gideceğine İlkbaharın yazın sonbaharın kışın tadına varırsın hepsinde ayrı bir lezzet bulursun sonbahar da parkta ormanda yürürken o yaprakların çıkardığı seslerden keyif alırsın düşmemek için direnen son yaprak seni düşündürür…
Ona dersin ki; düş, düşme zamanındır açacaksın baharda yeniden…. korkma düşmekten yeniden açacağını bildiğin sürece… Kış gelecek ardından o saf beyazlığıyla örtecek tüm pisliği..donduracak her şeyi her şeyi altta bırakacak tıpkı geçmiş gibi…
Yaşanmış acıların verdiği tecrübe misali toprağa karışacak yeniden açması için gerekli alt yapıyı hazırlayacak.. kopan yapraklar gübre olacak karlar eriyip torağa karışacak bereketlenecek her şey bu düzen içinde..Senin yaşanmışlıklarının sana yeniden yeni yaşamlar hazırlayacağı gibi..Ardından bahar gelecek..O çıplaklıklar yavaş yavaş örtülmeye başlayacak ağaçlar tomurcuklanacak yapraklanacak çiçekler açacak tüm canlılar uykularından kalkacak bu rutin içindeki yerlerini alacak Senin yüreğinde uyanacak duyguların canlanacak…Gömdüğün sıkıntıların yerini umutlara bırakacak doğa uyanırken sende uyanacaksın…
Yaz gelecek ardından ; gündüz içini ısıtan güneşin hatta kimi zaman yakan güneşini çaresine bakacaksın su seni kurtaracak ama güneşten asla vazgeçmeyeceksin ona hep muhtaç olduğunu bileceksin..Sevgi gibi içini ısıtan kimi zaman çok kaldığında başına geçen ama asla vazgeçemediğin… Sadece çaresini keşfettiğin..
Gitme zamanı işte; yenilenme, keşfetme, arınma, yok olma ve yeniden doğma zamanı…yaşama zamanı her zaman daima Ama asla güneşten vazgeçmeme zamanı..
güneşim sensin iLsum…
Abgelegt unter: MusiC
Ayseeeeeeeeeeee Ayseeeeeeeeeeeee Duy Sesimiiiiii : D
Sesini sapladım içime…
Sensizliğe tanık yüreğim gecelerden yorgun.
Gözlerim duvarlardaki hüzünden dalgın.
Satırların zindanında esaret oluyor ömrüm.
Oysa gözlerinde boğulmak istemiştim.
Bulutlardan topladığım hüznü gözlerine yağmak istemiştim.
Sen bilmedin.
Beyhude umursamazlığını yaktım yüreğimde gece oldum, yağmur oldum bomboş caddelere yağdım.
Sen yine bilmedin…
…….
Aşkın divaneliğinde büyüttüğüm sözlerden uzak elemlerim bir bir depreşirken duvarlarımda bilinmezliklere sürgündeyim.
Bütün geç kalmışlığıyla yüreğimi sömüren aşk artığı sevgilere tanığım.
Körpe umutlarla yarattığım kentimin acı uğultuları kulağımda.
Geceden düşüyorum üstelik tutan da yok ellerimden…
Nokta konmuş bir hayatın sessiz iniltilerinden ibaret çığlıklarından yeniden doğmayı denedim hep.
Hoyratım!
Hayatın en dik yamacında yalnızlığım oldun.
Kasvetsiz rüzgarlardan arta kalan nefretleri yığdın avuçlarıma.
Buz kestim, cam kırıkları birikti gözlerimde.
Acı bir hüzün, dolu bir bulut dökülmeye ramak kalmış.
Zamansızlığın dur durak bilmez savaşlarından yenik çıkmış yüreğimde, efsunlu bir sevdayla inatlaşıyorum ve zaman tüm soyut yanlarını kusuyor yüzüme.
Düşün ki zaman acımasızdı bize ya da bana!
Ki zamandı herşeyi bana veren ya da bize!
Seni verdi mesela; yalnızlığı yani.
…..
Usul usul içime sızan bu acı bu yalnızlık senden hatıra.
Hayatımızın duvarlarına astım.
İçimin okyanuslarından yaptığım mavi düşler boğuldu, hayata isyanımı armağan ettim
Kıvranıyorum!
Şimdi hayat öyküsüzlüğümün nişanı gibi duruyor hüznün doğurduğu resmin kucağında.
Yüzüme asıyorum çoğu zaman yüreğimdeki boşluklara esaretimi.
Yüzümde kırışıyor hayat.
Gitmelerine can yakıyorum.
Ben, kızıl bir aşkla gelmek isterken sana sen somurtkan mutlulukları seçtin, gece artığı saatlerde kaldın, güneşi soğuttun gözlerinde gözlerim dondu.
Ey yâr!
Saçlarında dalgalanan o hüzün kimin?
Beni kirpiklerinden astığın günden beri milyon defa ölüyorum…
Yanlış senaryolara intiharlar biriktiriyorum…
Gidişinden hasretler yapıyorum kendime sonra yine ölüyorum.
Cüzzamlı yağmurları damlıyorsun içime.
Kapandı sesine isyan eden bu ağız.
Her adım bir intihar dirilemem artık.
Köşe başlarında ninni gibi agıt sesleri üşüşüyor kulaklarıma.
Ben hangi kimim?
Dilinde çürüttüğün o şarkı, kaleminde yanan o şiir kime yol oluyor?
Hangi gökyüzünde mutlusun?
Mutlumusun?…
…..
Susarak haykırıyorum sana sessizliğim oluyorsun.
Geceye satıyorum düşlerimi, yalnızlık kentine göçüyorum ve her yağmur gibi kendimi ağlıyorum. Susuyorum.
Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum.




