Ich weiß nicht warum, aber je mehr Zeit vergeht desto mehr ziehe ich mich zurück..
Ich weiß nicht was um mich herum passiert, bin ich zu naiv??
Ich glaube jedem! Ich glaube an alles! Ich kann niemandem hintergehen.. Mache ich irgendetwas falsch??
Viele Menschen reden hintereinander her.. natürlich mache ich das auch, aber nicht so dass es dem jenigen verletzen könnte..
Wenn mich jemand etwas fragt sage ich zu allem, dass ich nichts weiß… Und auch kein Kommentar abgeben möchte.. Mich auch nichts interresiert..
Es hat sich vieles geändert sehr vieles.. ich möchte einiges immer noch in mir halten, aber Menschen kriegen dennoch alles heraus..
Ich möchte nur eines sagen die Zeit war schön auch wenn ich jetzt noch mehr abgehärtet bin und noch weniger irgendjemandem vertraue.. aber ich sehe das positiv.. immerhin war es eine Erfahrung Wert..
Wir sollten uns nicht drum kümmern wer redet und wie geredet wird es ist einfach nur ein Leben in dem man lebt und geht..
So sehe ich das..
Vieles hat sich verändert sehr Vieles…
Gespeichert unter: Sessizligim
Kimi zaman bir kenara çekilmek ister insan. İzlemek, dinlenmek belki de arada bir soluk almak üzere…
Küçük çocuk heyecanı sevinciyle bakarsın keşifler yapmak istersin bu keşif çok daha keyif vericidir çünkü sınırsız yaşarsın keşiflerini. Yasakların yoktur sadece kendin karar verirsin nerede durman gerektiğine ya da ne zaman gideceğine İlkbaharın yazın sonbaharın kışın tadına varırsın hepsinde ayrı bir lezzet bulursun sonbahar da parkta ormanda yürürken o yaprakların çıkardığı seslerden keyif alırsın düşmemek için direnen son yaprak seni düşündürür…
Ona dersin ki; düş, düşme zamanındır açacaksın baharda yeniden…. korkma düşmekten yeniden açacağını bildiğin sürece… Kış gelecek ardından o saf beyazlığıyla örtecek tüm pisliği..donduracak her şeyi her şeyi altta bırakacak tıpkı geçmiş gibi…
Yaşanmış acıların verdiği tecrübe misali toprağa karışacak yeniden açması için gerekli alt yapıyı hazırlayacak.. kopan yapraklar gübre olacak karlar eriyip torağa karışacak bereketlenecek her şey bu düzen içinde..Senin yaşanmışlıklarının sana yeniden yeni yaşamlar hazırlayacağı gibi..Ardından bahar gelecek..O çıplaklıklar yavaş yavaş örtülmeye başlayacak ağaçlar tomurcuklanacak yapraklanacak çiçekler açacak tüm canlılar uykularından kalkacak bu rutin içindeki yerlerini alacak Senin yüreğinde uyanacak duyguların canlanacak…Gömdüğün sıkıntıların yerini umutlara bırakacak doğa uyanırken sende uyanacaksın…
Yaz gelecek ardından ; gündüz içini ısıtan güneşin hatta kimi zaman yakan güneşini çaresine bakacaksın su seni kurtaracak ama güneşten asla vazgeçmeyeceksin ona hep muhtaç olduğunu bileceksin..Sevgi gibi içini ısıtan kimi zaman çok kaldığında başına geçen ama asla vazgeçemediğin… Sadece çaresini keşfettiğin..
Gitme zamanı işte; yenilenme, keşfetme, arınma, yok olma ve yeniden doğma zamanı…yaşama zamanı her zaman daima Ama asla güneşten vazgeçmeme zamanı..
güneşim sensin iLsum…
Gespeichert unter: MusiC
Ayseeeeeeeeeeee Ayseeeeeeeeeeeee Duy Sesimiiiiii : D
Sesini sapladım içime…
Sensizliğe tanık yüreğim gecelerden yorgun.
Gözlerim duvarlardaki hüzünden dalgın.
Satırların zindanında esaret oluyor ömrüm.
Oysa gözlerinde boğulmak istemiştim.
Bulutlardan topladığım hüznü gözlerine yağmak istemiştim.
Sen bilmedin.
Beyhude umursamazlığını yaktım yüreğimde gece oldum, yağmur oldum bomboş caddelere yağdım.
Sen yine bilmedin…
…….
Aşkın divaneliğinde büyüttüğüm sözlerden uzak elemlerim bir bir depreşirken duvarlarımda bilinmezliklere sürgündeyim.
Bütün geç kalmışlığıyla yüreğimi sömüren aşk artığı sevgilere tanığım.
Körpe umutlarla yarattığım kentimin acı uğultuları kulağımda.
Geceden düşüyorum üstelik tutan da yok ellerimden…
Nokta konmuş bir hayatın sessiz iniltilerinden ibaret çığlıklarından yeniden doğmayı denedim hep.
Hoyratım!
Hayatın en dik yamacında yalnızlığım oldun.
Kasvetsiz rüzgarlardan arta kalan nefretleri yığdın avuçlarıma.
Buz kestim, cam kırıkları birikti gözlerimde.
Acı bir hüzün, dolu bir bulut dökülmeye ramak kalmış.
Zamansızlığın dur durak bilmez savaşlarından yenik çıkmış yüreğimde, efsunlu bir sevdayla inatlaşıyorum ve zaman tüm soyut yanlarını kusuyor yüzüme.
Düşün ki zaman acımasızdı bize ya da bana!
Ki zamandı herşeyi bana veren ya da bize!
Seni verdi mesela; yalnızlığı yani.
…..
Usul usul içime sızan bu acı bu yalnızlık senden hatıra.
Hayatımızın duvarlarına astım.
İçimin okyanuslarından yaptığım mavi düşler boğuldu, hayata isyanımı armağan ettim
Kıvranıyorum!
Şimdi hayat öyküsüzlüğümün nişanı gibi duruyor hüznün doğurduğu resmin kucağında.
Yüzüme asıyorum çoğu zaman yüreğimdeki boşluklara esaretimi.
Yüzümde kırışıyor hayat.
Gitmelerine can yakıyorum.
Ben, kızıl bir aşkla gelmek isterken sana sen somurtkan mutlulukları seçtin, gece artığı saatlerde kaldın, güneşi soğuttun gözlerinde gözlerim dondu.
Ey yâr!
Saçlarında dalgalanan o hüzün kimin?
Beni kirpiklerinden astığın günden beri milyon defa ölüyorum…
Yanlış senaryolara intiharlar biriktiriyorum…
Gidişinden hasretler yapıyorum kendime sonra yine ölüyorum.
Cüzzamlı yağmurları damlıyorsun içime.
Kapandı sesine isyan eden bu ağız.
Her adım bir intihar dirilemem artık.
Köşe başlarında ninni gibi agıt sesleri üşüşüyor kulaklarıma.
Ben hangi kimim?
Dilinde çürüttüğün o şarkı, kaleminde yanan o şiir kime yol oluyor?
Hangi gökyüzünde mutlusun?
Mutlumusun?…
…..
Susarak haykırıyorum sana sessizliğim oluyorsun.
Geceye satıyorum düşlerimi, yalnızlık kentine göçüyorum ve her yağmur gibi kendimi ağlıyorum. Susuyorum.
Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum.
Gespeichert unter: Sessizligim
bilgi sahibi olmadan fikirlerle dolmusuz bir yerlerde bir cift elin tuttugu silahta kursun olmusuz kalem sahibi olmadan kiliclar kusanmisiz yasayip yasatmak dururken hem ölmüs hem katil olmusuz gözlerimiz var ama görmek istemedikce yüreklerimiz var ama hissetmedikce hic islanmadan yüzmek ne kadar mümkünse hic yanmadan atesle ne kadar oynanabilirse icinde yasamak varken teget gecmek dünyaya iste bana öyle geliyor cünkü zaman gecip gidiyor avuclarinda hissetmek varken birinin ellerini sikica tutup sevmekten güvenmekten korkar olmusuz kapilari kapatmak yetmemis kepenkler indirmisiz bir kücük asma kilitle insani insan serrinden sakinmisiz gözlerimiz var ama görmek istemedikce yüreklerimiz var ama hissetmedikce hic islanmadan yüzmek ne kadar mümkünse hic yanmadan atesle ne kadar oynanabilirse icinde yasamak varken teget gecmek dünyaya iste bana öyle geliyor cünkü zaman gecip gidiyor zamanimiz var ama korkmayi sürdürdükce ruhumuz var teslim etmeden önce hic islanmadan yüzmek ne kadar mümkünse hic yanmadan atesle ne kadar oynanabilirse icinde yasamak varken teget gecmek dünyaya iste bana öyle geliyor cünkü zaman gecip gidiyor…